4. I. Moskova Konferansı1943
yılı Ekim ayında Moskova’da Dışişleri Bakanları düzeyinde toplanan,
Tahran Zirvesi’nin hazırlığı niteliğindeki ve II. Dünya Savaşı’nın
yürütülmesinin yanısıra savaş sonrası düzen ile ilgilenen Konferanstır.
Savaş sonrası düzeni için yapılan ilk toplantı olarak kabul
edilmektedir. Konferans, Türkiye açısından da önem taşımaktadır.
Konferansa İngiltere’den Sir Anthony Eden, ABD’den Cordell Hull,
Sovyetler Birliği’nden Vyacheslav Molotov ile Çin Dışişleri Bakanı
katılmıştır.
Konferansta Görüşülen Konular ve Alınan Kararlar
Sovyetler Birliği Almanya’ya karşı nihai zafere kadar savaşacağı konusunda güvence verdi.Daha önce böyle bir güvence yoktu ve Sovyetler Birliği’nin Almanya ile
anlaşmasından korkulmaktaydı. Böylece, müttefikler arasında kuşkular
silinmiş oldu.
Sovyetler Birliği, savaştan sonra kurulacak olan uluslararası kuruluşu destekleyeceğini söyledi.İkinci Dünya Savaşı sırasında, uzunca bir süre, Milletler Cemiyeti’nin
savaştan sonra faaliyet göstereceği düşünülmüştü. Ancak, Milletler
Cemiyeti uluslararası alandaki saygınlığını yitirmişti. ABD Milletler
Cemiyeti’ne üye değildi ve üye olacağı yeni bir örgütün kurulmasını
istiyordu. Sovyetler Birliği ise Finlandiya’ya saldırması yüzünden
Milletler Cemiyeti’nden atılmıştı. Moskova’da yeni bir uluslararası
örgütün kurulması konusunda anlaşmaya varıldı.
Konferansta, 1938 yılında Almanya tarafından işgal edilen Avusturya’nın durumu üzerinde de duruldu.Sorun Avusturya’nın düşman mı yoksa işgale uğramış dost bir devlet
olarak mı kabul edileceği noktasında düğümleniyordu. Moskova’da bu
devletin işgale uğramış dost bir ülke olduğu ve savaştan sonra
kendisiyle bir barış anlaşması yapılmasının söz konusu olmadığı
konusunda anlaşmaya varıldı.
Konferansta savaş suçlularının etkin şekilde cezalandırılması konusu da ele alındı.Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda da böyle bir karar alınmış, ancak,
Alman Kayzeri kaçmış öteki suçlularda da bu karar etkin şekilde
uygulanamamıştı. Müttefikler Moskova Konferansı’nda İkinci Dünya Savaşı
sonrasında bir mahkeme kurarak savaş suçlularını yargılamaya karar
verdiler Buna göre, Almanya’da Nazizmin İtalya’da Faşizmin tasfiyesi
kararlaştırıldı.
Türkiye ve Konferans
Moskova Konferansı’nda Türkiye’de gündeme geldi.Ancak, müttefikler arasında Türkiye konusunda bir görüş birliği yoktu.
Sovyet Hükümetine göre Sovyet ilerlemesini kolaylaştırmak için Türkiye
mutlaka savaşa girmeli ve Türkiye’nin savaşa girmesinin istenmesiyse
“telkin” değil “emir” biçiminde olmalıydı. Türkiye’nin savaşa
girmesiyle Almanya 15 tümenini Sovyet Cephesi’nden çekmek zorunda
kalacaktı ve savaş sonrası barış konferansına katılabilmesi için
Türkiye’nin de ızdırap çekmesi gerekliydi. Sovyet Hükümeti, uyumlu
davranmaması durumunda Türkiye’ye savaş malzemesi gönderilmesinin
durdurulmasını da istedi.
İngiltere ve ABD bu önerileri kabul
etmediler ve Türkiye’nin müttefiklere hava üsleri vermesinin ve ulaşım
kolaylıkları sağlamasının daha yararlı olacağını öne sürdüler.
Konferansın sonunda her iki tarafın da görüşlerini kapsayan bir
uzlaşmaya varıldı. Türkiye’den önce hava alanlarının kullananımı talep
edilecek, 1943 yılının sonuna doğru da savaşa katılması konusunda
girişimde bulunulacaktı.
Eden – Menemencioğlu Görüşmesi İngiltere
Dışişleri Bakanı Anthony Eden, Moskova Konferansı’ndan dönerken
Kahire’de Türk Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu ile bir araya
geldi. (5-6 Kasım 1943) Eden, Türkiye’den hava üslerini açmasını ve yıl
sonuna kadar savaşa kayılmasını istedi. Alman hava kuvvetlerinin
Ege’deki üstünlüğünü kırmak için İngiltere’nin Güneybatı Anadolu’daki
havaalanlarına şiddetle ihtiyaç duyduğunu söyleyerek Türkiye’nin savaşa
katılmasından kaynaklanacak avantajlardan bahsetti. Bu önerinin reddi
halinde İngiltere’nin Türkiye’ye göndermekte olduğu yardımı keseceği
uyarısında da bulundu.
Bu istekler Dışişleri Bakanı Menemencioğlu
tarafından reddedildi. Müttefiklere hava üsleri vermek ve savaşa girmek
arasında hiçbir fark yoktu. Hava üsleri verildiği takdirde Almanya
Türkiye’nin büyük kentlerini bombalayabilir ve Türkiye savaşa
sürüklenebilirdi. Türkiye ise savaşa katılmak için hazırlıklı değildi.
5. Kahire Konferansı2.
Dünya Savaşı sonra Uzak Doğu'daki gelişmeleri değerlendirmek
maksadıyla; Roosvelt, Churchill ve Chiang Kai-Shek arasında; 22-26
Kasım 1943 tarihleri arasında Kahire'de bir toplantı yapıldı.
Konferansta kesin bir sonuca varılamadı. Roosvelt ve Churchill Tahran
Konferansına bu atmosfer içinde gittiler.Ayrıca bu konferansta
Türkiye’nin savaşa girme durumu da görüşülmüş ama bir sonuca
varılamamıştır konferansa Türkiye'den İsmet İnönü katılmıştır.
6. Tahran KonferansıTahran
Konferansı, Roosevelt, Churchill ve Stalin'in katılmasıyla 28 Kasım–1
Aralık 1943 tarihleri arasında yapıldı. Tahran Konferansı'nda söz
konusu olan meselelerin en önemlileri şöyledir:
Ruslar ikinci
cephenin açılmasında yine ısrar etmişler ve bu ısrarın sonucu olarak bu
cephenin açılması tarihi 1 Mayıs 1944 olarak tespit edilmiştir.
Churchill, ikinci cephenin Balkanlarda açılması fikrini Ruslara da
kabul ettirememiştir. İkinci cephe ile ilgili olarak, Türkiye'nin de
savaşa katılmasına karar verilmiştir. Savaş sonrası barış düzeninin
korunması için bir milletlerarası teşkilat kurulması fikri bütün
taraflarca kabul edilmekle beraber, Ruslar, dört büyük devlet arasına
Çin'in de katılmasına yine itiraz etmişler, fakat onlar da isteklerini
kabul ettirememişlerdir.
Moskova Konferansı'nda olduğu gibi bu
konferansta da Polonya meselesi söz konusu olmuştur. Ruslar Londra'daki
mülteci Polonya Hükümeti'ni tanımayı yine reddetmişlerdir. Polonya'nın
sınırları meselesinde ise, Oder Nehri'ne kadar olan Alman topraklarının
Polonya'ya verilmesi kabul edilmiştir.
Tahran Konferansı'nda
birçok önemli meseleler de, gayri resmi toplantılarda yapılan özel
konuşmaların konusunu teşkil etmiştir. Bunların çoğu da Rusya ile
ilgili olmuştur. Mesela Roosevelt, Rusların Baltık, Türk Boğazları ve
Pasifik'in sıcak sularına çıkma arzusunu sempati ile karşıladığını
belirtmiştir. Ruslar Finlandiya'dan da toprak istekleri olduğunu da
belirtmişlerdir.
Bir yemekte Churchill, Stalin'e, savaştan sonra
Rusların toprak istekleri olup olmayacağını sorduğu zaman, Stalin
"Vakti geldiğinde konuşacağız" demiştir. Bu konuşmalarda ortaya çıkan
ilgi çekici noktalardan biri de, Sovyetlerin Almanya'dan duyduğu derin
korku idi. Bu sebeple, Almanya'nın adamakıllı ezilmesini ve
parçalanmasını istiyorlardı. Buna karşılık Churchill, Almanya'nın 5
ayrı bağımsız devlete bölünmesini ileri sürmüştür. Yine bir yemekte
Stalin, Almanya'nın tesliminden sonra 50.000 Alman subayının kurşuna
dizilmesini teklif edecek kadar ileri gitmiştir. Tahran Konferansı'nın
önemli sonucu zafere doğru yaklaşıldıkça müttefikler arasındaki görüş
ayrılıklarının da belirmeye başlamasıydı. Churchill durmadan ikinci
cephenin Balkanlar'da açılmasını ileri sürmüştü. Çünkü Sovyetlerin
Balkanlar'a girip bir daha çıkmamalarından endişe etmekteydi. Tabii
bunu Ruslar da fark ettiklerinden, bu fikre karşı gelmişlerdir.
Roosevelt ise, Tahran'da mümkün olduğu kadar Stalin'e kur yapmaya
çalışmış ve savaştan sonra Sovyetlerle sıkı bir işbirliği yapabileceği
hayaline kapılmıştı.
İngiltere ile Amerika arasındaki bu görüş
ayrılığı, savaş sonrası tasarıları bakımından Sovyetleri çok hoşnut
bırakmış ve bu sebeple de Stalin, Tahran Konferansı'nda savaş sonrası
için fazla bağlayıcı taahhütlere girişmekten özellikle kaçınmıştır.
7. İkinci Cephenin Açılmasıİkinci Cephe Fransa üzerinden Normandiya çıkarması adı ile yapılacaktır. (Er Ryan’ı Kurtarmak adlı film gösterilebilir.
8. Rusların Balkanlar ve Orta Avrupa’ya GirmesiNormandiya
Çıkarmasının başarılı olması üzerine Ruslar doğuda yalnız kalmış ve ilk
önce Romanya’yı sırası ile Bulgaristan’ı, Macaristan’ı, Yugoslavya’yı,
Çekoslovakya’yı, Arnavutluk’u, ve Almanya’nın bir kısmını ele geçirmiş
hepsine savaş tazminatı yüklemiş savaştan uğradığı zararları
karşılamaya çalışmıştır.
9. II. Moskova KonferansıBalkanların
ve Orta Avrupa'nın durumu Churchill'in çok canını sıkıyordu. Sovyet
yayılmasını önlemek için Stalin'le bir anlaşma yapmak üzere Moskova'ya
gitti ve 9–20 Ekim 1944'de Stalin''le görüştü.
Balkan
memleketlerinin iki devlet arasında nüfuz bölgelerine ayrılışı
konusunda bir anlaşmaya varmaya muvaffak oldu. Romanya, Rus, Yunanistan
ve İngiliz nüfuzuna terk edildi. Yugoslavya ve Macaristan %50 İngiliz,
%50 Rus nüfuzu altında olacaktı. Bulgaristan için bu oranlar, %75 Rus,
%25 İngiliz idi. Bu yüzde oranlarının anlamı, kabinelere girecek ve
orada temsil edilecek siyasal eğilimlerin oranlarıydı.
Polonya
meselesinde uzlaşma olamadı. Konferansa, Londra'daki mülteci Polonya
Hükümeti'nin temsilcisi ile, Rusların nüfuzu altında bulunan Lublin
Komitesi'nin temsilcileri de davet edilmişti. Londra Komitesi, Polonya
kabinesine bir miktar komünistin alınmasını kabul ettiyse de, Lublin
Komitesi bu oranın %50–50 olmasında ısrar edince, bir anlaşmaya
varılamadı.
Öte yandan, Moskova Konferansı'nda, Almanya için
kurulacak Müttefik Kontrol Komisyonu'nda Fransa'ya da yer verilmesi ile
Montreux Sözleşmesi'nin değiştirilmesi de kabul edildi.
10. Yalta Konferansı İkinci
Dünya Savaşı’nın sonlarında Kızıl Ordu doğudan, ABD ve müttefikleri
batıdan Almanya içlerine doğru ilerlerlerken, taraflar arasında
sürtüşmeler başlamıştı. Hangi bölgelerin kimin denetiminde olacağı ya
da kimlerin nereleri kurtaracağı konusunda anlaşmazlıklar ortaya
çıkmıştı. İşte hem bu anlaşmazlıkların bir çözüme bağlanması ve hem de
savaş sonrası dünyasının ana çizgileriyle düzenlenmesi amacıyla
SSCB’nin Yalta Kenti'nde liderler düzeyinde bir konferans toplanmasına
karar verildi.
Şubat 1945’te toplanan Yalta Konferans’ında
ABD’yi Roosevelt, İngiltere’yi Churchill ve SSCB’yi Stalin temsil
ediyorlardı. Konferans'ta karara bağlanan konular arasında Almanya’nın
savaş sonrasında silahsızlandırılması, Avrupa’nın etki alanlarının
taraflarca belirlenmesi gibi hususların yanı sıra, Birleşmiş
Milletlerin kurulması da kabul edildi ve Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi’nin temel ilkeleri belirlendi.
Birleşmiş Milletler
Hazırlı Konferansı’nın ABD’nin San Francisco Kenti'nde yapılması
kararlaştırıldı ve 1 Mart 1945 tarihinden önce Almanya’ya savaş açan
ülkelerin bu toplantıya kurucu üye olarak katılabilecekleri ilkesi
getirildi. (Türkiye bu nedenle 23 Şubat 1945’te Almanya’ya savaş açtı).
Yalta
Konferansı’nda Türkiye de geniş bir biçimde tartışma konusu oldu. Bazı
hususlar henüz tam anlamıyla açıklanmamış olmakla birlikte,
Konferans'ın 10 Şubat 1945’te yapılan 6. oturumunda Stalin, İstanbul ve
Çanakkale Boğazlarına ilişkin Montreux Sözleşmesi’nin gözden
geçirilmesini ve değiştirilmesini istedi. Ancak SSCB’nin de bu konuda
somut ve ayrıntılı öneriler getirememesi ve inandırıcı gerekçeler
sunamaması nedeniyle, konunun daha sonra toplanacak konferanslarda
yeniden ele alınması ve bu konulardaki gelişmelerden Türkiye’nin de
haberdar edilmesi kararlaştırıldı.